Thursday, 25 November 2010

Ortaya karışık

Taksim'e gideli uzun seneler olmamasına rağmen gidince kopamıyorum ancak hep aynı yere gidiyorum. Sanki biraz sıkıcı o da. Bir sanat öğrettiler bana hep oradayım. Artık biri elini masaya vurup yeter kübra demeli gibime geliyor...

Gelelim ikinci meseleye bugün anladım ki işteki insanlar güler yüzlü olabiliyormuş son 15 gündür ciddi anlamda sinirlenmiyorum ne harika.. Bu sayede hamburger yerken ki mutluluğum ikiye katlanıyor. Gerçi hamburgeri de bırakmalıyım ama ne yapalım tüketim gücüne göre kilo almayınca çok keyifli oluyor :)

Bugün bütün konuları birbirine katacağım kendime söz verdim çünkü hala blog nedir anlamadım, anlamaya anlamaya daha ne kadar yazacağım, bakalım. ya da yeter bu kadar, sabah 6da kalkacağım için üzülmeye başlayayım
Bir şarkı ile bu yazıyı sonlandırmak isterim Athena'dan bulamadım..

3 comments:

Profösör said...

B bilog niye bu kadvr keyifli nlaymadım ben.

Kübra Genç said...

yanılıyorsunuz blog keyifli değil hatta saçma

Profösör said...

Sen öyle san.. Çok mütevazı sınız.. Bu öykümü de sana rmağan edeyim o zaman..

İzmir Basmane garının karşısında, cadde üzerijnde bir cmi var. Caminin arkasında koca bir çınar ve dibinde de büyük tavanlı kıraathane var.   Duvarlrında camlı dolplar, içlerinde camlı, marpuçlu nargileler var. Belki de yüzlerce. İçeride yüzlerce insanın sigara dumanıyla  kıraathanede oturanların uğultulu ve gürültülü sesi.. Kısa boylu, kel kafalı, hafif sıska bir garson, bir elinde içi yüzlerce çay bardağını alan bir tepsi, bir elinde de yaldızlı nargileyle sanki bale yapar gibi masaların arasında dolaşıyordu. Birden kıraathnenin gürültüsünü astıran tiz bir ses duyuldu;

"Çaaaayyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy !..."

Bu ses öyle bir ses ki; kıraathanenin gürültüsünü bastırması bir yana, koca şehrin gürültüsünü de aşarak, bütün Kadifekale çınlıyordu sanki..  Kadifekale'de  oturan yaralı bir kadın herşeye rağmen bu sesin kime ait olduğunu biliyordu. Çünkü yaralı kadın can kulağıyla bu sesin gelmesinij  bekliyordu sanki. 

"Çaaaayyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy !..."

sesi tekrar duyuldu Kadifekale'den. Bu sesi sadece Kadifekale'den yaralı kadın  duyabiliyordu. Beklediği sesti bu. Bu ses gerçekten yürekten geliyordu, yürekten işitiliyordu. Sanki sıska adam kendisijne " Çiçeğiiiiiiimmmmmmm " der gibi sesleniyordu. Gerçekten yüreğine bir nevi merhem olan  bu sesle mutlu oluyordu. çünkü yüreği yaralı  kadının adı da "Çiçek" idi.